Her şeyden õnemlisi SAĞLIK

 

Merhaba değerli blogsever Dostlarım; Arkadaşlarla beraber  geçen haftalarda  Yavuz Dizdar’ın söyleşisine katıldık, bizlere imzalayıp verdiği “yemezler “isimli kitabı bugün okumaya başladım. Yediklerimizle ilgili açıklamaların olduğu bu kitabı severek okumayı umut ediyorum. Biliyorsunuz medyada uzmanlar çıkıp sürekli yediğimizle içtiğimizle ilgili konuşmalar yapıyorlar bizleri  uyarıyorlar. Ekşimeyen sütler ve yoğurtlardan uzak durmamızı, ekmek yememeyi, şekerden uzak durmayı telkin ediyorlar. Valla öyle bir duruma geliyoruz ki ne yeyip ne içeceğiz demekten kendimizi alamıyoruz açıkçası…
Dr.Dizdar diyorki bizler eski yediğimiz tavuğun tadını biliyoruz, bizden sonraki nesiller o tadı bilemeyecek, öyle bir tadın olduğu unutulacak ve tavuğun tadı böyle olduğu sanılacak, nesil bu şekilde devam edecek.Bunu duyunca üzüldüm açıkçası, ne kötü, bu tadı hiç bilemeyecekler 😔

İşlenmiş gıdalar, mısır şurubu, kolesterol, kanser, endüstriyel gıda, GDO, soya, tarım ilacı, hormon…Çokça duyduğumuz ve bizi ürküten bu söylemler hayatımızı fazlasıyla etkilemektedirler. Ayrıca plastik kaplar, teflon Tencereler kullanmayın, suyunuzu plastik petlerden içmeyin yada Kanserojen madde içeren ayakkabı, giysi, halı, diş fırçası kullanmayın gibi sõzleri çok fazla duymuşsunuzdur. Nasıl kaçabiliriz ki bunca şeyden, en iyisi çok fazlada etkilenmemek gerekiyor. Yani ne olacaksa oluyor zaten.

Bu yaz bir tanıdığımızın kanser olduğunu öğrendik. Doğal bir şekilde yaşayan kendi Çiftliğinde kendi hayvanını üreten kendi domatesini, biberini yetiştiren bu adamcağızın kanser olması, doğal yaşadığımızı sanıp yaşayamadığı mızın göstergesi sanırım..

Çevremize şöyle bir baktığımızda hiç sağlıklı insan yok neredeyse, herkes hasta. Kanser, kalp, şeker, tansiyon hemen hemen  her evde bir kişide var ne yazık ki.
İsmini vermeyeceğim köftelerini çok sevdiğim bir yer vardı, sonra her yere şubelerini açtı, endüstriyel üretime geçti lezzeti ve tadı değişti, üstelik köftelerinin soyadan yapıldığı bile söyleniyor.  Artık o köfteciden hiç yemiyorum. Keşke çizgisini değiştirmeseydi demekten kendimi alamıyorum. Dışarıda yemekten mümkün oldukça kaçıyorum açıkçası, en iyi yerde bile yemek yesek evdeki doğallık kadar olmayacağını düşünüyorum.

İnsan bazen sormadan edemiyor neden bizi hasta eden bu gidişat engellenmiyor hastalıklar bu kadar çoğalmışken diye  , ama nafile cevabını veremiyoruz bizi aşıyor maalesef…

Organik tarım, organik gıda, organik tavuk vs. Bunlara da inanmıyorum ne kadar organik olabilir ki? Üstelik çok da pahalı satılıyorlar değer mi? Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz bilemiyorum ama ben değmediğini düşünüyorum…Organik üretim varsa bütün ürünler doğal yetişsin o zaman, herkes yesin öyle değil mi? Bu kadar zor mu acaba organik denilen üretim bilemiyorum.

Eski tatların, mis kokulu lezzetli domatesin, karpuzun, çileğin, tavuğun soframıza geldiği  dahada önemlisi sağlık getirdiği o günleri hayal ediyorum, gerçekleşmesini çok fazla canı gönülden diliyorum..

Bundan bir kaç yıl önce Çanakkale’de dağ çilekleri toplayıp yemiştik, bu nasıl bir lezzettir anlatamam. Gerçek, doğal bu işte, başka yerde aramaya gerek yok. Kendiliğinden dağda yetişen çilekler en âlâ organik bence 😊
Her şey gönlünüzce olsun..❤

 

 

Beğendiyseniz paylaşın

Her şeyden õnemlisi SAĞLIK” için bir yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.