MİM: Öykü Sever  Blog  Yazarlarının İsimsiz Öyküsü

MİM: Öykü Sever Blog Yazarlarının İsimsiz Öyküsü

21 Nisan 2018 38 Yazar: Saadet Sezer

 

 

Merhaba

Sevgili Deeptone bir öykü mimi başlatmış. Berlin Berlin arkadaşımız da öykünün ilk paragrafını yazarak giriş yapmış. Çok hoşuma gitti.  Ben de dahil olmak istedim ve elimden geldiğince öyküye hayat verdim. Mimleyen arkadaşım Sibella’ya( Sibella’nın günlüğü) teşekkür ederim. 😊  Bakalım öykümüz nasıl sonuçlanacak?  Şimdiden merak ediyorum. Yazarken çok keyif aldım. Okuyanlara da keyifli okumalar.
Sevgiler 😊 💙

Sıradaki mimlenen arkadaşımız
👉 https://bahceperim.blogspot.de

👉Öykü Bölümü:  Berlin Berlin
“Saçları terden yüzüne yapışmış, gözleri ağlamaktan kan çanağına dönmüş, koşmaktan dizlerinde derman kalmamış bir şekilde sokağın büyük caddeye açılan köşesinden ana yola fırladı. Zifiri karanlıkta bir arabaya rast gelme umuduyla koşmaya devam etti. Yolun karşı tarafında beliren ışığa biraz daha yaklaştığında, birinin kendine doğru geldiğini ve fısıldayarak “Öykü” diye çağırdığını duydu.”

👉Öykü Bölümü:  DeepTone
“Öykü, Öykü, Öykü!” Fısıldamaların şiddeti arttı: ‘Öykü, kızım, hadi uyan, uyansana, hadi kızım, sabah oldu, okuluna geç kalacaksın, uyan!!!’ Bir sıçramayla uyandı: “Ah anne, sen miydin beni çağıran, ne işin vardı ışığın altında?’ ‘Ne ışığı yavrum, kabus mu görüyordun sen, sana kaç defa dedim, uykudan önce gerilimli filmler izleme diye, hadi kalk artık, bir duş al, portakal suyunu iç ve dersine yetiş.”

👉Öykü Bölümü:  Ebemkuşağı
“Neyse ki rüyaymış dedi Öykü. Derin bir nefes aldı. Sonra kalkıp lavaboya gitti. Yüzüne çırptığı suyla kendine geldi. Annesi içeriden; ‘İki lokma bir şeyler ye!’ diye sesleniyordu. ‘Geç kaldım anne!’ diyerek, odasına gidip aceleyle giyindi. Annesine bir öpücük gönderip masanın üzerinde duran bir bardak sütü içtikten sonra kendini dışarı attı. Hızlı adımlarla ışıklara geldi.

Tam caddeden karşıya geçmeye hazırlanırken acı bir fren sesi duydu. Bir an, geceki rüyanın etkisiyle arabanın kendisine çarptığını zannedip gözlerini kapattı. Sonra kendine gelip gözlerini açtığında yerde yatan bir kedi yavrusu gördü. Hemen kediyi kucağına aldı. Neyse ki birkaç ufak çizikten başka görünür bir yarası yoktu kediciğin. İlk dersi kaçırmıştı zaten. Eve dönüp annemden mi yardım istesem yoksa veterinere mi görürsem diye ikilemde kaldı Öykü.”

👉Öykü Bölümü:  İncirli Kurabiye
“Ama kısa sürede toparladı kafasını. Düşünmesine gerek yoktu ki, ne yapacağını o çok iyi biliyordu. Yüzüne kocaman bir gülümseme yayıldı. İçinde kelebekler uçuşmaya ve kalbi hızlıca atmaya başladı. Çünkü aklına gelen fikir onu heyecanlandırmıştı. Eve dönüp annesinden yardım almayacaktı elbette, kediyi veterinere götürecekti. Her gün okuluna giderken yolunu uzatıp kliniğinin önünden geçtiği, ‘acaba karşılaşır mıyım?’ düşüncesi ile kapısının önünde oyalandığı, aşık olduğu veterinere götürecekti kediyi. O veterineri de ilk, arkadaşının kedisini götürdüklerinde görmüştü… Zaten o anda da aşık olmuştu. Ondan sonra sürekli oraya gitmek için bahaneler buluyordu. Hatta veteriner onu geçen hafta kapısının önünden geçerken görünce içeri kahve içmeye çağırmıştı. Öykü o günden sonra daha çok görmek istiyordu veterineri. Hakkında bütün bilgiye sahipti.. Öykü daha üniversite 4. sınıftaydı, veteriner ile aralarında 3 yaş vardı…”

👉Öykü Bölümü:  Feri Peri
“Ayakları ondan evvel davranıp harekete geçmişlerdi bile. Hızlı adımlarla yürüyor, ılık sabah rüzgârını kızarmaktan kendilerini alamayan yanaklarında hissediyordu. Başını gökyüzüne doğru kaldırdı. Mavinin envaiçeşit rengine bürünmüş, güneşin anaç ışıklarından şahsına pay çıkarmaya çalışıyordu gök kubbe.

‘Ne güzel bir Nisan sabahı…” dedi Öykü mutluluğun iksiri aşık olma hali ile sarhoş olurken. Küçük kedicik o sırada iyice kucağına yayılmış, karamel kahvesi tüylerini yalamakla meşguldü.

Bir sokak geçti, sonra bir sokak daha. Veteriner kliniği ile arasında sadece yirmi metre kalmıştı ki hemen yanı başındaki bir dükkanın camekanının önünde durdu. Camın yansımasında kendisini yeterince beğenene kadar üstüne başına bir çeki düzen verme gayretine girişti. Ensesinde topladığı koyu kumral saçlarını saldı. Saçlar omuzlarına düştü; perçemleri de küçük ve sevimli alnına. İşte şimdi hazırdı…”

👉Öykü Bölümü: Bir Yıldızın Hikayesi  (https://gunesebakarken.blogspot.com.tr/)

Heyecan içinde özel kliniğin merdivenlerinden çıkarken kalp atışlarının ritmini frenlemek istercesine elini göğsüne bastırdı ve her adımı ile yüreğinin derinliklerinde giderek daha da çoğaldıklarını hissettiği pır pır uçuşan sevgi kelebeklerine hemen oradan uzaklaşmalarını söyledi. Olabildiğince normal görünmeye gayret etse de kucağında taşıdığı yaralı minik kedi kadar ürkek ve narindi. Bekleme salonunda girdiğinde daha önce hiç karşılaşmadığı sarı saçlı, ela gözlü, beyaz önlüğün içinde bile oldukça alımlı görünen bir genç kız karşıladı onu. “Bu kız da nerden çıktı şimdi” dedi içinden. Öfkesini yatıştırmaya çalışarak “Tunç Bey müsait mi?” diye sordu ve ekledi “Minik kedinin durumu biraz acil de”. “Tunç Bey şimdi bir operasyonda. 15 dakikaya kadar çıkar. O müsait oluncaya kadar ilk müdahaleyi ben yapayım dilerseniz. Ben onun yeni asistanıyım, adım Seray” deyip onay beklemeden çekip aldı kediciği Öykü’nün kucağından. Onu muyene odasına doğru götürürken geride bıraktığı parfümün rüzgarından hiç hoşlanmamıştı Öykü. Asistanın mekanik kollarında muayeneye giden kedicik ise çaresizce teslim oldu kaderine. Müjde annenin biricik kuzusu ve mahalledeki en yakın kankası Bücürük’le bugünkü pinpon maçını iptal edecekti mecburen.

Sibella (Sibella’nın Günlüğü), https://sibellaningunlugu.blogspot.com.tr/

Öyle görünüyordu ki beklemekten başka bir şansı yoktu. Boş bulduğu bir sandalyeye yöneldiği sırada telefonundan gelen sesle aniden irkildi. Arayan Müjde’den başkası değildi. Ne diyecekti şimdi ona ? Düşünmek yerine telefonu açmaya karar verdi. Telefondaki sesle ikinci defa irkildi. ‘’Öyküü neredesin sen Allah aşkına okula da gitmemişsin bugün. Akşamki maçı unuttuğunu söyleme sakın bana! ‘’Derin bir nefes aldı ve Müjde dedi; ‘’ Söz veriyorum en ince ayrıntısına kadar anlatacağım ama şimdi değil. Maçı da ertelememiz gerekiyor. Kızma olur mu ? diyerek kapattı telefonu.Neyseki Müjde fazla kurcalamamıştı konuyu.
Telefonu çantasına koyarken , merdivenlerden inen Tunç’u gördü.Heyecanlanmayacağına dair kendi kendini telkin ederken Tunçta onu çoktan görmüştü. ‘’Öykü, dedi senin burada ne işin var? Şey diyebildi…Kedi.. araba çarptı da aklıma sen geldin. ‘’Çok iyi yapmışsın nerede şimdi? Seray ilk müdahaleyi yapmıştır, gel bi beraber bakalım nesi varmış senin kedinin. Seray adını duymaktan hoşlanmadığını fark etti ama muayene odasına Tunçla girecek olmak ona adeta zafer kazandırmıştı.Küçük bir müdahale sonrası kedicik de kendine gelmişti. Artık gitme vaktiydi. Oysaki gitmek hiç içinden gelmiyordu. Vedalaşırken dile getirmeye çekinir gibi tutuk bir tavırla şey dedi yine. Öğle tatili vakti geldi galiba, aç mıydın? Tunç biraz düşünür gibi oldu, aslında çok aç değilim ama şu köşe başında yeni bir pastane açıldı, tatlılarının güzel olduğunu söylüyorlar.Ne dersin tatlı yiyelim mi ?

👉 öykü bölümü: Mutlu yazar https://sezersadet.blogspot.com.tr

Öykü Tunç’un teklifini duyunca sevinçten çığlık atmamak için zor tuttu kendini. Sevincini belli etmemeye çalışarak tamam benim için uygun diyerek cevap verdi. Bir taraftan da Tunç’u süzüyordu. Tunç uzun boylu, geniş omuzlu, kumral, yeşil gözlü kendinden emin tavırlı, sakin bir gençti. Öykü’ye gülümseyerek hadi çıkalım dedi.
Tunç Öykü’nün ilgisini fark etmişti. Bu ilgi hoşuna da gitmişti fakat belli etmedi. O da Öykü’yü beğeniyordu. Neden olmasın diye mırıldandı. Aslında tanımak da istiyordu onu. Gördüğü diğer kızlardan farklıydı. Doğal, saf bir görüntüsü vardı. Üniversite hayatında  hiç ciddi ilişkisi olmamış, kimseye güvenememişti.

Pastanede oturup biraz sohbet ettiler. Havadan sudan konuştular. Daha sonra Tunç Öykü’nün okulunu sordu. Bu sene bitireceğini öğrenince çok sevindi. Tunç’un ses tonu  o kadar yumuşak ve etkileyiciydi ki hiç susmasın konuşsun istiyordu Öykü. İkisi de çok keyif almıştı bu sohbetten.

Öykü Müjde’yi düşündü bir an, Tunç’u tanısa nasıl şanslı olduğunu söylerdi Öykü’ye herhalde.
Az sonra Tunç ayağa kalktı. ‘artık gitmem gerekiyor iş beklemez’ dedi. Öykü’ye dönüp, yarın tekrar buluşalım istersen  diye gülümsedi.
Öykü bu gelişmeden çok mutlu olmuştu. Hiç bu kadarını beklemiyordu. Yeni bir aşk mı başlıyordu acaba? Tamam yarın görüşürüz diyebildi. Tekrar buluşmak üzere vedalaşıp ayrıldılar..

Mim sırası bekleyen arkadaşların listesi:

https://bahceperim.blogspot.de
https://deepinsideones.blogspot.de
https://www.deryaninsporgunlugu.com

Anasayfa


http://lesecretdelaliberte.blogspot.de
http://1661hayat.blogspot.de
http://okumagunlugum.blogspot.de
http://www.elmaspiriltilari.com
bayraskol.wordpress.com
https://girift0.blogspot.de
https://acemidemirci.blogspot.de
http://sevilcevirgen.blogspot.de/
https://aynahikayesi.blogspot.de
https://halil-ben-halil.blogspot.de
http://beydaninkitapligi.blogspot.com.tr
http://sevdeninsiirler.blogspot.de
http://buummansessiz.blogspot.de
http://www.elestirmenadam.com
http://sessizkaldim.blogspot.de/
http://sevimli-kitaplar.blogspot.de/
http://benimblokumbu.blogspot.de
http://hayatciviltisi.blogspot.com.tr
https://fairytaleess.blogspot.com.tr/
https://cagdasipekk.blogspot.de
http://gezegeninsihri.blogspot.de

Paylaş