Dikkat, Fomo Olabilirsiniz !

Dikkat, Fomo Olabilirsiniz !

22/02/2018 50 Yazar: Saadet Sezer

Merhaba blog sever dostlarım;
 Geçen gün kursta  hocamız ,’sağ olsun bizimle yine çok güzel  bilgiler paylaştı.Teneffüs saatlerinde de değerli hocamız ve arkadaşlarımla sohbetlerimiz çok keyifli geçiyor. Üstelik yeni şeyler öğrenip sizlerle paylaşacağım konular oluşuyor☺
Geçen gün öğrendiğim ve hocamın da yazmamı istediği fomo nedir ondan bahsedeceğim biraz.
Kimbilir çoğumuzun çevresinde,yakınlarında bu hastalık mevcut.Belkide biz fomoyuz da hasta olduğumuzdan haberimiz yok.😞
Sürekli sosyal medyayı kontrol ediyor,facebooktan çıkıp twittere oradan instagrama mı giriyorsunuz? İnternete girmediğiniz zaman huzursuz mu oluyorsunuz? Cevabınız evetse fomo hastalığına yakalanmış olabilirsiniz…
Daha emin olmak için yazdıklarımı okumaya devam edelim😊

Fomoyu daha da geniş açıklarsak kişilerde oluşan gündemden geri kalma korkusu,gelişmeleri kaçırma korkusu diye söyleyebiliriz.Bu tarz bir korku insanın kontrol duygusuyla ilgili bir korkudur.İnsanın psikolojik bütünlüğü bozulunca korku oluşur.Uzmanlar tedbir alınmazsa bu hastalığın insan geleceğini dahi etkiliyebileceğini söylüyor…

Fomo ayrıca bağımlılık derecesinde İnternet   kullanma durumudur.Sanal bir hastalık, medya bağımlılığı diyebiliriz.Uyuşturucu,sigara,içki bağımlılığı gibi insana zarar veren ve esir alan bir bağımlılık.Uyuşturucu gibi kişinin bilinç kontrolünü bozuyor ne yazık ki.Bir kere fomoya yakalandınız mı bırakması güçleşiyor…

Sanal ortamda bulunmayınca kişi kendini rahatsız hisseder.Facebookta  fazla beğeni almak ister yada twitterde yazdıkları  retweet yapılsın ister.Facebookta fazla beğeni alamamaktan endişelenir,kendini kabullenilmemiş hisseder.Bu kişiler sürekli haberleri,sosyal medyada olup bitenleri okurlar ve olanları kaçırmaktan korkarlar.Kendileri de sürekli yazma,konum bildirme,resim ve bilgi paylaşmadan duramaz.Beğenilme ve onay alma durumlarını en üst seviyelerde,yoğun bir şekilde yaşar. .

Genç nüfusun çoğunlukta olduğu ülkemizde daha çok görülüyor. Türkiye bu açıdan riskli bir ülke.Daha çok z kuşağında ve erkeklerde görülüyor.Z kuşağını bilmeyen okuyucularım önceki yazılarımda(x,y,z sen hangi kuşaktansın?)açıkladım.Bulup okuyabilirler.Mükemmelliyetçilerde ve kendine güveni olmayanlar da görülme olasılığı fazla.Fazla bağımlı olan kişiler ileride psikiyatrik bir sendroma yakanabilirler.Bakırköy ruh ve sinir hastalıkları hastanesinde bununla ilgili bir bölüm açılmış ve bununla ilgili bir oda ayrılmış.Hastalar buraya yatırılıyor.Durum gerçekten de sanılandan çok ciddi ne yazık ki.

İnternette bir şeyleri kaçırmamak istiyor,kaçırdım korkusuyla baştan sona bütün her şeyi gözden geçiriyorsanız ve bunun saçma olduğunu bilip engel olamıyorsanız yada telefonu elinizden bırakamıyorsanız  bir uzmandan yardım almanız gerekebilir. Mazallah daha kötü sonuçlar yaşamayalım.Fomo eğer tedavi edilmezse kaygı bozukluğu ve depresyon gibi bir çok hastalığa yol açabilir.

Çok öncelerden ilk defa başıma gelmişti,çok da yadırgamıştım.Şimdi sanki bu tarz durumlarla daha fazla karşılaşıyoruz.Küçük bir mağazaya girdim.Mağazanın sahibi bayanın elinde telefon,başımda bekliyor.Güya benimle ilgileniyor fakat bir yandan da telefonun tuşlarıyla oynuyor.Bir şey soruyorum cevap veriyor,tekrar telefonununa dönüyor.Tabi bir şey almadan çıktım.Sanıyorum  böyle yaparak müşteri de kaybediyordur.Kesinlikle  çok zor bir durum…

Bu kadar gerçekten ciddi boyutlara varabilecek bir hastalıktan bahsettik.Peki fomoya yakalanmamak için ne yapabiliriz.Öncelikle internetten kopup dışarı çıkmalı,dolaşmalıyız. Arkadaş gruplarımızla daha sık beraber olmalıyız.Doğa yürüyüşleri gibi aktivitelere de  katılabiliriz.Değişik hobiler edinmek de fayda sağlayabilir…

Uzmanlar diyor ki; tuvalette internete giriyorsanız sorun değil fakat internete girmek için tuvalete kaçıyorsanız,işte sorun başlamış demektir.Artık ne yazık ki fomoya yakalanmışsınız demektir…
Bir yazımda bahsetmiştim.Yine uzmanların söylediği gibi;bilgisayar başında vücut selatonin mutluluk hormonu salgılıyor bu da insanın artık hiç bir şeyden zevk almamasına yol açıyor.Bunun sonucunda da  hayatımızda aklımıza gelebilecek  her türlü zararı verebilir.Uzmanların uyardığı bu nokta da göz ardı edilmemeli diye düşünüyorum..

Bir tanıdığım İstanbul Anadolu yakasından Avrupa yakasına arkadaşına ziyarete gitmiş. Bilirsiniz trafik nedeniyle İstanbul’un bir yakasından bir yakasına geçmek zordur.Neyse sohbet edilirken,evin kızı çay doldurmak için mutfağa gitmiş.Arkadaşım bekledik bekledik çay getiren yok,kafamın tası attı dedi. Artık dayanamamış “Kızım çayı getireceksen getir taa nerelerden geldim,ben kalkıyorum”diye mutfağa doğru bağırmış 😊 Meğerse evin kızı telefona dalmış,çayı koymayı unutmuş .Annesi çok mahçup olmuş tabiki…
Kimbilir sizlerin de karşılaştığı ne hikayeler vardır?

Bizim gençlik zamanlarımızda internet olmadığı için sosyalleşmemiz çok kolaydı ve (Arkadaşlarımızla,komşularımızla,akrabalarımızla)çok da güzel günler geçirdik.Şimdi  anneler,babalar hep çocuklarının dışarıya çıkıp sosyalleşmediğinden yakınıyorlar.Çoğu tanıdığımdan duyuyorum.Çocuklarının odalarından gün boyu çıkmadıklarını,bilgisayar başından kalkmadıklarını  endişeyle bahsediyorlar….

Yazımı okuyan gençler kendinizi bu kadar kaptırmayın.En azından internete bir saat belirleyin,onu aşmayın.Kendinize engel koyun.Bunun için zorlayın.Gelecek sizin elinizde😊 Hayatı mutlu dolu dolu yaşamak varken,geleceğiniz neden kötü olsun ki ? Kendinize ne kadar zarar verdiğinizi ,durun bir düşünün derim.Güzel günler sizlerin olsun…

Fomosuz günler..Sevgiyle kalın 💕

Beğendiyseniz paylaşın